İzmir Simidi Gevrek

İzmir Simidi Gevrek

Simit; Türk yemek kültürünün önemli bir parçası ve
Türk toplumunun sosyal simgelerinden birisidir.
Geçmişi 16. yüzyıla kadar dayanan İstanbul kaynaklı
bir yiyecek olarak düşünülmesine rağmen
Evliya Çelebi, 17. yüzyılda yazdığı seyahatnamesinde
Balkan coğrafyasında da simidin varlığından bahsetmekte
ve orada simide, gevrek denildiğini anlatmaktadır.

Ülkemizde yaygın olarak tüketilen ve “simit” olarak
adlandırılan bu bol susamlı halka şeklindeki
hamur işine İzmirliler gevrek derler.

İzmir gevreği ile İstanbul simidi arasındaki fark
pekmezleme denilen işlemin farklı uygulanmasından
kaynaklanmaktadır. İstanbul’da pekmezleme işlemi
ön pişirme olmadan soğuk olarak yapılır.
İzmir gevreği ise, hamura halka şekli verildikten
sonra kaynayan pekmez dolu kazanlarda
ön pişirme yapılıp sonra susama bulanarak
fırına verilir.

İzmir’de yenilmeden gidilmemesi gereken
yiyecekler arasında olan gevrek; simitçi
fırınlarından ya da özel olarak düzenlenmiş
sokak tezgahlarından alınabilir.

İstanbul Simidi

İstanbul Simidi

Arapça kelime kökeni (samīd) ince öğütülmüş un,
irmik veya rafine un anlamlarına gelen ve
Türk Dil Kurumu’nda halka şeklinde,
üzeri susamlı çörek olarak tanımlanan
İstanbul Simidi’nin karakteristik yapısı ve
geleneksel formu kullanılan malzemeler
ve uygulanan işlemlerden kaynaklanmaktadır.

İstanbul Simidi Tarifi

Rafine un, su, tuz ve yaş mayadan hazırlanan
ve 45 dakika yoğurulan basit mayalı hamur
25 dakika oda sıcaklığında mayalanmaya bırakılır.
110-140 gramajlık parçalara ayrılan hamur
çift fitil örgü tekniği ile şekillendirilerek
pekmezleme işlemine tabii tutulur.
Pekmezleme işlemi soğuk pekmezleme
(su ile seyreltilen oda sıcaklığındaki pekmeze batırma)
veya kaynatılıp soğutulan pekmeze batırma olarak
iki farklı şekilde yapılmaktadır.
Pekmezleme işleminde keçiboynuzu, incir,
üzüm veya dut pekmezi kullanılmaktadır.
Pekmeze batırılarak susam ile kaplanan simitler,
5-10 dakika tepside mayalandırılır ardından
taş (235-250 °C 12-15’) ya da endüstriyel
(280-290 °C, 10-15’) fırınlarda pişirilir.

Osmanlı arşivlerine kadar uzanan yazılı kaynaklarda
İstanbul Simidi’nin o dönem “simid-i halka”
olarak bilindiği ve araba tekeri kadar büyük olduğu
görülmektedir. Bu simitlerin değirmenlerde
özel olarak öğütülen yüksek kalitedeki beyaz un ile
üretildiğine erişilmektedir. Osmanlı’dan günümüze
kadar çift fitil örgü ve soğuk pekmezleme gibi
geleneksel yöntemlerle üretilen İstanbul Simidi,
adını aldığı şehir ile coğrafi sınır ve
ün bağı ilişkisi içerisindedir. Bu sebeple
İstanbul Simidi’nin üretim aşamalarını,
karakteristik dokusunu, kendine özgü aromasını,
standardizasyonunu ve kültürel devamlılığını
korumak amacıyla mahreç işareti ile tescillenmesine
ilişkin Coğrafi İşaret başvurusu yapılmıştır.

Türk mutfak kültüründe önemli bir yere sahip olan
İstanbul Simidi lezzeti, kolay erişilebilir oluşu ve
karbonhidrat deposu olma özelliği ile günlük diyette
sıkça yer almaktadır. İstanbul’u tanıtan film,
belgesel ve broşürlerde tanıtılması, turistik noktalarda
seyyar satıcılar tarafından satılması ile
yabancı turistler tarafından da İstanbul ile
özdeşleştirilmiştir. Günümüzde Türk sokak
yiyeceği / yerli fast-food olarak tanıtılan
İstanbul Simidi dışarıda tüketilen yiyecekler arasında
önemli bir yer tutmaktadır.

1