İzmir Simidi Gevrek

İzmir Simidi Gevrek

Simit; Türk yemek kültürünün önemli bir parçası ve
Türk toplumunun sosyal simgelerinden birisidir.
Geçmişi 16. yüzyıla kadar dayanan İstanbul kaynaklı
bir yiyecek olarak düşünülmesine rağmen
Evliya Çelebi, 17. yüzyılda yazdığı seyahatnamesinde
Balkan coğrafyasında da simidin varlığından bahsetmekte
ve orada simide, gevrek denildiğini anlatmaktadır.

Ülkemizde yaygın olarak tüketilen ve “simit” olarak
adlandırılan bu bol susamlı halka şeklindeki
hamur işine İzmirliler gevrek derler.

İzmir gevreği ile İstanbul simidi arasındaki fark
pekmezleme denilen işlemin farklı uygulanmasından
kaynaklanmaktadır. İstanbul’da pekmezleme işlemi
ön pişirme olmadan soğuk olarak yapılır.
İzmir gevreği ise, hamura halka şekli verildikten
sonra kaynayan pekmez dolu kazanlarda
ön pişirme yapılıp sonra susama bulanarak
fırına verilir.

İzmir’de yenilmeden gidilmemesi gereken
yiyecekler arasında olan gevrek; simitçi
fırınlarından ya da özel olarak düzenlenmiş
sokak tezgahlarından alınabilir.

Yöresel Simit Çeşitleri

Yöresel Simit Çeşitleri

Her Şehrin Simidi Farklı

Türkiye’yi adım adım gezdiğinizde, simidin yalnızca
bir hamur işi olmadığını, her kentin kendi kimliğini
yansıtan bir kültürel dokunuş taşıdığını fark edersiniz.
Aynı temel malzemelerden doğan bu lezzet, coğrafyanın
iklimine, halkın damak tadına ve hatta tarihsel
alışkanlıklara göre biçimlenir. Unun kıvamı,
pekmezin oranı, susamın kavrulma derecesi,
hatta pişirme tekniği bile şehirden şehre farklılık
gösterir. Böylece simit, her bölgenin mutfak karakterini
anlatan bir lezzet haritasına dönüşür.

İstanbul Simidi

İstanbul’da simit ince halka formu, bol ve taze
susam kaplaması, dışta karamelize kabuk–içte
hafif elastik doku dengesiyle öne çıkar.
Üzüm pekmezi banyosu sayesinde kabuk rengi kehribar
tonuna yaklaşır; taş tabanlı fırınlarda yüksek ısıyla
kısa sürede piştiği için çıtırlık uzun süre korunur.
Günün erken saatlerinde fırından çıkan ürün, kentin
hızlı temposuna eşlik eden pratik bir kahvaltı olarak öne çıkar.

Ankara Simidi

Başkentte karakter daha nettir: koyu kavrulmuş susam,
belirgin pekmez aroması ve “ısırınca ses veren”
bir çıtırlık beklentisi. Gramaj İstanbul’a kıyasla
daha tok tutulur; kabuk koyu kehribarla koyu kahverengi
arasında derinleşir. Sertlik–gevreklik dengesi
özel bir standarttır; bu yüzden Ankara simidi,
peynir ve çay eşleşmesinde güçlü bir omurgaya sahiptir.

İzmir Simidi (Gevrek)

İzmir’de “simit” değil “gevrek” denir; adının hakkını
veren çıtırlık, haşlama – pekmezleme – fırınlama
üçlüsünün ritmiyle elde edilir. Haşlama aşaması
kabuğa ince bir parlaklık ve kalıcı kuruluk kazandırır,
iç dokuda ise hafif bir boşluk hissi oluşturur.
Gevrek sabahın erken saatlerinde hızla tükenir;
şehrin sahil hattında boyoz ve kumru ile aynı
sofrayı paylaşır.

Samsun Simidi

Karadeniz’in bereketli mutfağından çıkan Samsun simidi,
yörenin güçlü aromalarını yansıtır. Bölgedeki ustalar,
hamurun elastikiyetini artıran yoğurma ve dinlendirme
disiplinine önem verir; susam kavrulması belirgindir,
kabuk rengi derindir. Halka genişliği göreli olarak
kalın tutulur; ısırıkta gelen ses ve kavruk susam
aroması ayırt edicidir. Bazı ustalar, bölgenin
damak tadına uygun farklı un karışımlarıyla
aromayı zenginleştirir.

Rize (Kerkeli) Simidi

Görüntüsüyle şaşırtan, tamamen susamsız bir simittir.
Siyah üzüm pekmezli suda haşlandıktan sonra fırınlanır.
Kabuğu parlak, iç dokusu yumuşaktır.

Kastamonu (Kel) Simidi

Yaklaşık 400 yıllık bir geçmişe sahip, coğrafi
işaret tescilli bir lezzettir. Elma pekmezli
suda haşlanır ve susamsız olarak pişirilir.
Bu nedenle yörede “kel simit” veya
“sade simit” olarak da adlandırılır.

Manisa Tahinli Simidi

Hamurunun içerisine bolca tahin eklenerek hazırlanan
tatlı / tuzlu arası bir çeşittir.

Kısacası, form aynı kalsa da her şehir simidi
kendi iklimi, üretim alışkanlığı ve tüketim ritüeliyle
yeniden yorumlar. Bu yüzden bir şehirde sevdiğiniz profil,
diğerinde bambaşka bir karakterle karşınıza çıkabilir;
işte simidi zamansız kılan da bu zenginliktir.

1